0

Tahsin Ötgüç

20-02-2016 11:00

Tahsin Ötgüç

Dünya sahnesine yaratanını tanımak üzere gelen insanoğlu, kendisine verilen nimetler ve imkânlarla sınanmaya, denenmeye tabi tutulur. Nimetlerin hakkını verip vermemesinden, nimetlerin sahibi Allah’a şükür edip etmemesinden, zorluklar karşısında sabır gösterip göstermemesinden, zenginliğin hakkını verip vermemesinden, etrafındakilerle iletişim kurup 0nlarla barış içinde yaşayıp yaşamamasından vel hâsıl insan, hayatın her safhasında imtihan edilir, sınanır ve denenir.
 
Yüce Allah Kuran-ı Kerimde bu gerçeği şöyle açıklıyor. “And olsun ki, biz sizi biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. (Habibim) sabır gösterenleri müjdele. Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman” biz Allah’a ait kullarız ve sonunda ona döneceğiz” derler. Bakara suresi, 155-156.          

Dünya hayatında her şey zıttı ile kaimdir. Hayır- şer, iyi- kötü, hak- batıl, darlık- bolluk, şeytan- melek vb. Hayat inişli çıkışlı bir süreçtir. Her zaman aynı olması mümkün olmaya bilir. Bizler her durum karşısında soğukkanlı olmalıyız. Sabır nimetinden mümkün olduğu kadar yararlanmalıyız. Bilmeliyiz ki, müspet ya da menfi başımıza ne gelirse Allah’ın bilgisi dâhilindedir. Bundan dolayı her hangi bir problem var ise onun halli için Allah’ın yardımına ihtiyacımız vardır. Bunun için araya fasıla koymadan yardım istemeye devam etmeliyiz.
                   
Yukarıda mealini verdiğimiz Ayette. Korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile insanların imtihan edildiği ve sınandığı beyan edilmektedir. Demek ki hayatın akışı içersinde karşımıza bir takım zorluklar, huzur bozucu olaylar çıkabilir. Bizler bunların geçici olduğunu, Allah’a sığındığımız zaman mutlaka yardımın geleceğini, sonunda rahata kavuşabileceğimizi inanmalıyız. Çünki Allah kullarına zulmedici değildir. Af isteyeni af eder. Yardım dileyene yardım eder. Yüce Allah Kur’an’ında şöyle buyurmaktadır. “Bu,  ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına asla zulmedici değildir.”Al-i İmran,182.

Denenme, sınanma, imtihan sadece bunlarla olmaz tabiî ki, bunların yanında Allah’a karşı görevlerimizi yapıp yapmağımızdan, verilen nimetlerin hakkını verip vermediğimizden, zamanı iyi değerlendirip değerlendirmediğimizden, maiyetimiz altındaki insanların hakkını usulüne uygun verip, vermemekten deneniyor ve imtihana tabi tutuluyoruz.
                 
Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır.” O, hanginizin daha güzel amel işleyeceğinizi denemek için ölümü ve hayatı yaratandır. O, Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” Mülk,2.  Bu ayeti kerimede hayatın ve ölümün imtihan için yaratıldığı, net bir şekilde açıklanmıştır. Hayat, gayesiz ve amaçsız değildir. Ölüm de yok oluş değildir. Yeni bir hayat için yer değiştirmektir.

Allah’n bizler için açtığı imtihanı kazanabilmek için onun bizlerden ne beklediğini bilmek lazım gelir. O nedenle Kur’an ve sünnette buluşmak gerekmektedir. Kur’an, Allah’ın kullarının isteklerini ortaya sergiler. Peygamberimizin sünneti de bu isteklerin icra edilişini açıklar. Hayatımızın akışını Kur’an ve sünnet gölgesinde sürdürürsek, Allah’ın izniyle imtihanı kazanmış olur, dünyamızı da ahretimizi, de mutlu kılmış oluruz. Yüce Mevla imtihanını kazanan, dünyasını ve ahiretini mutlu kılanlardan eylesin

Bu haber 10242 defa okunmuştur.

Köşe Yazarları
kose Suskunlar Meclisi31-10-2017