Hayatı Karartan İsraf

Tahsin Ötgüç

14-03-2017 21:06

Tahsin Ötgüç

İsraf, her türlü imkânı, maddi ve manevi varlığı boşuna harcama, saçıp savurma, elde olanı lüzumsuz kullanma, zamanı boşuna geçirme anlamlarına gelmektedir. Bütün nimetleri, Allahın insanlara verdiği birer emanet sayan İslam dini, bunları sadece Onun rızasını elde etmeyi ve insanlara hizmete elverişli yerlerde kullanmayı emreder. Yüce Allah Kuranında “Yiyin, için, israf etmeyin. Çünkü israf edenleri Allah sevmez” buyurmaktadır. A’raf, 31.  Maddi ve manevi her nimetin sahibi Allah, saçıp savurmayı, ihtiyaç dışında harcamayı hoş görmediğini beyan etmektedir. Aynı zamanda Allahın müsrifleri sevmediği, bu ayetin manasında görülmektedir..

İsraf, insan hayatını kuşatmış durumdadır. Yemede, içmede giyim kuşamda, iş yerlerinde, zaman sürecinde. İsrafın girmediği saha yok gibidir.24 saatlik zamanı kullanırken, kendimiz ve toplum yararına neler yaptığımız önemlidir.Zamanı konuşarak mı yoksa üreterek mi geçiriyoruz.? Üreterek, okuyarak, bilgiyi birileriyle paylaşarak, geçiriyorsak zamanın hakkını veriyoruz demektir. Yemeği, ekmeği, suyu, elektriği, kağıdı, kalemi vel hasıl elimizde olan her şeyi lüzumuna binaen kullanırsak, itidal üzere yaşıyoruz demektir. Değilse israf etmiş oluruz. İsraf da hem bu dünya için hem de ahret için zarardır. Günümüzde çöpe atılan ekmek ve yemek artıkları, parasal değer itibariyle korkunç rakamlara ulaşmaktadır.  Giysiler de benzer durumdadır. Kullanılmayan giysilerin, soframızdan artan ekmek ve yemeğin ihtiyaç sahiplerine verilmesi uygun olandır. Kendimizi israf etmekten kurtarmış oluruz.

İsrafın dini ve dünyevi boyutu vardır. Dünyevi boyutu, israf bireylerin bütçesine zarar verdiği gibi, milli ekonomiye de zarar verir. İnsanları gücü dışında harcama yapmağa sevk eder. Elinde imkânı olmadığı halde sırf gösteriş için bir şeyler satın alındığında, ödeme zorluğu çeken kişide stres ve bunalım başlar. Sonuçta aile içi huzursuzluk baş gösterir. Tedavi edilmezse, aile yuvasında arzu edilmeyen sonuçlar doğabilir. İsrafın dini boyutu ise,israf dinen haramdır.İsraf eden kişi, Allahın haram kıldığı fiili işlemekte ve Onun  sevgisinden mahrum olmaktadır. Yüce Allah kuranında” Çünkü savurganlar (israf edenler) şeytanların dostlarıdır. Şeytan da Rabbine karşı çok nankördür.” Buyurmaktadır. İsra,27.  Elimizde olan nimetlerin sahibi Allah tır. Yüce Allah verdiği nimetleri yerli yerince, usulüne uygun ve mutedil yolu izleyerek kullanmayı istemektedir. Tüm nimetlerin sahibi Yüce Mevla olmasından dolayı bize düşen görev, Onun emrine ittiba etmektir. İsrafın, savurganlığın, şeytanın işi olduğu, bu yönüyle müsriflerin şeytanların dostu olmak gibi, arzu edilmeyen bir duruma düştükleri, yukarıda ayetin mealinde yer almaktadır.  

Savurganlık (israf) bizi Allahın rızasından, sevgisinden mahrum bırakmakta, Kendi malımızla Allahın haram kıldığı fiil ve davranışı sergilemeye vesile olmaktadır. İsraf aynı zamanda bir manevi hastalıktır. Bundan kurtulmak ve Müslüman olarak kendimize özgü yaşantıyla buluşmak lazım gelir. Bunun için öğretim ve eğitime ihtiyaç vardır. Bilerek ve bilinçli yaşamak buna bağlıdır. İnsan vücuduna zarar veren ne varsa, isimlerini yazmağa lüzumu yok, bunlardan birini ya da bir kaçını kullanmak için harcanan para israfa girer. Çünkü israf, Allahın verdiği her imkân ve nimeti lüzumsuz, ihtiyaç dışı kullanmaktır. Müslüman olarak dünyamızı ve ahretimizi kazanma adına israf ve cimrilikten kurtulmamız gerekmekte, sahip olduğumuz maddi ve manevi nimetleri, orta yolu izleyerek kullanmamız o denli önemlidir.

Bu haber 3003 defa okunmuştur.

Köşe Yazarları
kose Anadolunun Cennet Köşesi Yapraklı14-08-2018