0

Tahsin Ötgüç

30-01-2017 08:00

Tahsin Ötgüç

Yüce Allah, insanoğlunu dünya sahnesine bir gaye için yoktan var etmiştir. Bu gaye,

Allah’a teslim olup ona itaat ederek hayat sürdürmektir. Cenabı Hak, tüm dünya insanlığını kendine teslim olmaya davet etmiştir. Bu davete” La ilahe illallah Muhammed ün resülüllah diyerek icabet gösteren insanlara Allah, Müslüman adını vermiştir. Diğerlerine ise gayri Müslim. Genel olarak gayri Müslim olanlar, yaratılış gayelerine uygun olarak hayatlarını idame ettiremeyenlerdir.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim de insanların yaratılış gayesi hususunda şöyle buyurmuştur.”Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” Zariyat,56.İnsanların dünya sahnesinde yaşıyor olmasının bir sebebi vardır, o da Allah’a kulluktur. Allah’a kulluk ise, Hakka ittiba, batıldan ictinab etmektir. Yani gerçeğe, doğruya tabi olmak, batıldan kaçınmaktır.

Allah’a kulluk Allahın isteklerini yerine getirmek, hoşlanmadıklarından kaçınmaktır Bunun için Müslüman olarak bizler, Allah’ın emirlerini ve yasak ettiklerini bilmemiz gerekmektedir. Alah’ın bizlere bahşettiği İslam ve imanı, söz ve fiillerle yaşantı haline getirmeliyiz.Bu hususta Peygamber efendimizin hayatını örnek alıp onun ümmeti olarak neler yapmamız gerektiğini tespit edip yaratanımıza karşı görevlerimizi usulüne uygun olarak yerine getirmeliyiz.

Allah’a itaatin olduğu yerde huzur, güven ve mutluluk hâkimdir. Ancak. Müslüman,  Yüce Mevla’nın emirlerini yerine getireceği zaman, şeytan Müslüman’ı yapacağı hayırlı işlerden caydırabilir Bundan dolayı dikkatli olmak zorundayız. Dışarıdan gelen her türlü hayra vesile olmayan duygu ve hislerin arka planında şeytan mevcuttur Bu yönüyle nerede gurur, kibir, insanları hor hakir görme var ise, orada şeytan vardır. Şeytanın amacı, Müslümanları, Yaratandan uzaklaştırmak, dünya ve Ahiretini perişan etmektir. Bunları sağlayabilmek için olanca gücüyle Müslüman’a yüklenir. Kendisine ve topluma faydası olmayan işlerle meşgul eder. Kişi bu hal içinde kendini boşlukta hisseder.   
                          

Yaratılış gayemize göre yaşamayı engellemeye çalışan şeytanın şerrinden kendimizi korumak için, her işimize besmele ile başlamaya özen göstermeliyiz. Vaktin kıymetini bilerek hakkını vermeliyiz. Allah’ın isteklerini yerine getirme adına, bu günün işini
yarına bırakmadan zamanında yapmalıyız. Boş zamanlarımızı okuyarak, araştırarak, geçirme
ye. önem vermeliyiz.

Bilmeliyiz ki, üzerinde yaşadığımız bu âlemde bizler misafiriz. Bu misafirliğin ne zaman, nerede sona ereceği belli değildir. Bunun için temkinli ve tedbirli olmalıyız. Kimseye muhtaç olmayacak şekilde dünya için çalışırken Ahiret hazırlığını da yapmayı ihmal etmemeliyiz. Bilmeliyiz ki dünyada var olma amacımız tektir ve Allah’a itaattir.        
 
Yüce Mevla’mızı razı kılarak yaşantımızı idame ettirebilmek için rehberimiz olan Kur’anla buluşup, onun feyiz ve bereketinden istifade etmeliyiz. Bununla beraber Peygamberimiz (s,a,v) efendimizin hayatını kuşatan sünnetine sarılmalıyız. Onun biz ümmetine verdiği öğüt ve nasihatleri öğrenip hayatla bütünleştirmeliyiz. Bu gün ve her zaman kendi aramızdaki birlik ve beraberliğin varlığı için buna çok ihtiyacımız vardır. Hz Aişe validemizin haber verdiğine göre Peygamberimiz (sav) efendimiz en çok yaptığı dualardan biri olan şu duayı yapmaya çalışalım. “ Ey kalpleri halden hale çeviren Allah’ım, kalbimi dininden ayırma”.Tirmizi, kader, 7.Allah bizleri, Kur’an-ı Kerim ve sünnetin gölgesinde yaşantımızı devam ettirmeyi nasip etsin.  Yüce Mevla kendine gerçekten kul, Habibi Kibri yasına layıkı vechiyle ümmet olmayı nasip etsin. Âmin.

Bu haber 5304 defa okunmuştur.

Köşe Yazarları
kose Suskunlar Meclisi31-10-2017