0

Tahsin Ötgüç

22-08-2016 11:12

Tahsin Ötgüç

Dünya sahnesine yaratanın isteklerine cevap vermek üzere gelen insanoğlu, kendisinden beklenilen her türlü görevleri samimiyetle yerine getirmesi gerekmektedir. Söylemlerinde, davranışlarında dış görüntüsü ile iç âlemi aynı olması kişiye değer kazandırır. Aksi halde insan, söylem ve eylemlerinde uyumlu olmadığı için toplumda saygınlığını kaybeder. Etrafındakilere güven telkin edemez. Zaman aleyhine işler. Bu da kişiyi Allah”ın indinde sorumlu kılar.      
                        
Bakınız Yüce Allah, Kur’n-ı Kerimde bu hususta şöyle buyurmaktadır.”Ey iman edenler yapmadığınız şeyi niçin (yaptığınızı) söylersiniz. ”Yapamadığınız şeyi yaptık demeniz Allah katında büyük günahtır.”Saf suresi,2-3. Önemli olan insanlara faydalı olmaya çalışmak, toplumun geleceğini huzura kavuşturabilmektir. Bunun için Allahın verdiği maddi ve manevi imkânları o sahada kullanabilmektir. Zaman Allah’ın verdiği bir nimettir, lüzumsuz geçirilemez. Sorumluluk bilinci içinde olmak gerekirgerektirir.
                      
Allah’ın elçisi Hz Muhammet  ( ‘sav) efendimiz bir hadislerinde:” şaka da olsa yalan konuşmayı terk eden kişi için cennetin ortasında ev verileceğine kefilim”, buyurdular. (Riyazüssalihin) Müsülaman, hayatının her safhasında doğruluk zemini üzerinde yürümelidir. Her işini planlı. proğramlı, geleceğe yönelik bir şekilde icra etmelidir. İnancımızda ve günlük işlerimizde samimi olamaya çalışmalıyız. Yapamayacağımız veya yapmak istemediğimiz bir işi yapar görünümünde olmamalıyız. Ağzımızdan çıkan sözlerle davranışlarımız uyum içinde olmalıdır. Zira hayatımızın tamamından Yüce Allah’a karşı sorumluluğumuz vardır.    
 
Peygamber efendimiz “ insanların hayırlısı onlara faydalı olandır” buyurmak tadır.(Riyazüssalihin) İnsanlara faydalı olmak için elimizdeki maddi ve manevi imkânları onlara kullanmalıyız. Aç olanı doyurmak, karamsar olana geleceğini ümitle bakmasına vesile olmak, dertli olanın derdine ortak olmak, Gerçeği göremeyenlere rehberlik ederek hakla buluşmasına vesile olmak, insanları severek sevgi ve saygıyı öğretmek insani ve İslami görevlerimizdir.    

Cenab -ı Hak Kur’anın da “ gerçekten Allah, kalblerin özünü bilir “ buyurmaktadır. Mülk suresi,13. Müslüman olarak şunu iyi bilmeliyiz ki, her birimizin kalbindeki duygu ve düşünceyi Allah bilmektedir. Durum böyle olunca neyi kimden gizleyebiliriz. Yaratan her şeyi daha dışarıya yansımadan görmekte ve bilmektedir. Bundan dolayıdır ki, saklayacağımız hiç bir duygu ve düşünce yoktur. Yapmamız gereken, olduğumuz gibi görünmektir. Yapabileceğimiz kadar olmak, üretebileceğimiz kadar olabilmektir.       

Peygamber efendimiz bir hadislerinde:” konuştuğun zaman ya hayır konuş veya sükût et” buyurmuşlardır.(Riyazüssalihin) Uluorta konuşmaktansa susmak hayırlıdır. Yeri gelince konuşmak yapabileceğimizi söylemek, bizlere değer kazandırır. Saygınlığımızın devamı için sözümüzün özümüze, özümüzün sözümüze uygun olması gerekir. Toplumdaki bireylerin bizlere güven duyması, gelecekleri için ümitli olmaları bakımından bu husus son derece önemlidir. Aksi halde toplumdaki bireylerin geleceklerinden müspet olarak bir bekleyiş içinde olamazlar. O halde hep beraber söylemlerimizle, eylemlerimizin uyum içinde olmasına dikkat edelim. Sözümüzün özümüze, özümüzün sözümüze uygunluğunu sağlayalım. Huzur ve mutluluğu birlikte paylaşalım. Birey ve toplumun buna her zaman ihtiyacı vardır. İhtiyacımızın temini açısından söylem ve eylemlerimizin duygularımıza dayalı olmasına her zaman dikkat etmeliyiz
 

Bu haber 29540 defa okunmuştur.

Köşe Yazarları
kose Ülkücü Kimdir?04-04-2018