Bakraçtaki Emanet Paralar

AbdulhalikDemir

20-06-2016 01:19

AbdulhalikDemir

İnsan bazen yaşadıklarını değerlendirince Yaratanın mucizelerini yaşıyor. Önemli olan bunların farkına varmak.

Sizlerle yaşadığım bir olayı anlatacağım. Bir çoğunuzda buna benzer olaylar yaşamıştır.
Ben yaşadığımı sizinle paylaşayım. Benzer yazılar sizden de  gelirse paylaşırım.

Aslında bu konu ile alakalı yaşamışlarımı paylaşmak istemiyordum. Ancak yakın dostlarım paylaşmam gerektiğini ifade ettiler.
 
Daha önceki yazılarımda küçüklüğümün, babam ve annemin Almanya’da olmaları nedeni ile büyükbabam ve büyükannemle birlikte Çankırı’nın Kurşunlu İlçesi Yeşilören köyünde geçtiğini yazmıştım.
 
Büyükbabam İzzet Usta kısa dönem Devlet Demir Yollarında  çalışmış. O dönem işçi paraları iyi olmadığından işten ayrılmış.
Büyükbabam Ustaydı (Allah Rahmet Eylesin) Gerek bizim köyde gerekse çevre köylerde bir çok ev ve cami yapımlarında çalışmış. Yöre halkı tarafından iyi usta olarak bilinirdi.
 
Elinden Marangozluk,  Taşduvar ustalığı kısaca tabandan tavana kadar evi yada Cami'yi yapardı.  Tavan , dönemin tahta dolapları ve kapı süsleme sanatını da bilirdi.

Bunları neden anlatıyorum maddi durumunun iyi olduğunu ifade etmek için. Yazımın devamında anlatacağım olayın paradan çok çocukluk olduğunu anlatmak için.

İnsan yaşantıları boyunca bilerek yada bilmeyerek hata ve yanlışlar yapabiliyor..

Yaş kemale erince yada  dünya beklentileri azalınca yaptığı hataların telafilerini düşünmeye başlıyor.
 
Buna helalaşmada denile bilir…. Bu duygular genellikle yalnız kalındığında ve Dünya ile alakalı yapacak bir şeyler bulamayınca yoğunlaşıyor.


Köyde yaşadığım yıllardı tahminime göre 7-8 yaşlarındaydım. O yaşlarda insanda merak ve arama bir yerleri karıştırma duyguları yoğun yaşanıyor. Çocuklarınızda da bunu gözlemliye bilirsiniz. Her gün bir yerleri karıştırırlar.

O yaşlarda büyükbabam ve büyükannem tarlaya yada farklı işlere gittiklerinde evde yalnız kaldığım zamanlar bende  evin her yerini karıştırıyordum.

Her gün farklı şeyler görüyor onların ne olduğunu öğreniyordu. Örneğin idare  (eskinin aydınlatmaları ) El ile yapılmış kemik saplı bıçaklar gibi
 
Yada bir köşeye konmuş şeker leblebi, üzüm gofret lokum gibi yiyecekler kıskanılmamasına rağmen farklı bir tat veriyordu.
 
İşte o günlerden birinde evi keşfetmeye çalıştığım günlerde: evin tavanına asılmış küçük bakracı fark ettim.. 
 
Ona uzanmak için tahta masayı oraya getirdim. Masaya çıkmama rağmen ulaşamadım.  Masanın üzerine de o zamanlar yaygın ola tahta oturağı koydum. 

Bakracı asılı olduğu yerden aldım. Aşağıya indiğimde içerisinde bozuk ve kağıt paralar olduğunu gördüm. İçerisinde bir lira aldım ve yerine astım.
 
Köyümüzde de bir iki bakkal vardı. Bakkallarda da o zamanlar buzdolabı olmadığında bakkallarda çocukların yiyebileceği fazla şeylerde yoktu.

Bir çoğu o dönem her evde olan şeyler vardı. Lokum, bisküvi gibi şeyler vardı.  O paraları bakkaldan bir şeyler alarak harcadım. Oradan para alma işlemini sanırım birkaç sefer yaptım.


Bir süre sonra babaannemin tavandaki bakracı indirdiğini ve içine para koyarak oraya astığını gördüm.
Babaannem” Buradan para alma bu paralar bizim değil. Para istersen İzzet baban sana verir. Bu parlar yetimlerin parası””dedi

Köyümüzde durumu iyi olmayan ve kocası olmayan 4-5 çocuklu dul bir kanın paralarıymış. Geneli sadak ve nafakalardan oluşuyormuş. Kadın ihtiyaçları olduğunda  büyük babama söylüyormuş. Büyükbabamda o paralardan alarak ilçeye gittiğinde onların ihtiyaçlarını alıyormuş.
 
O gün Büyükannem sormuştu buradan para aldın mı “ diye
Çocuksun çocukça akılla almadım demekten başka bir cevap veremedim.
.

Yıllar sonra insan bu ve buna bezer olaylardan pişmanlık duyuyor. “ Allah’ım hakları geçmiş insanların haklarını ödeme fırsatı ver” diyordunuz.


İnsan gidip de o kadının çocuklarını bulup ben çocukken böyle yaptım deme cesaretini de bulamıyor.

 
Önceki yazılarımda bahsettim mi? Bir dönem Çankırı Valiliği Basın Bürosunda çalıştım. 
Yoğun çalışma temposu nedeni ile çocuklarım büyümüş farkına dahi varamamışım.  Gerek  bu neden gerekse  çalışma ortamı oradan ayrılmama neden oldu.Valiler kararnamesini fırsat çevirip beni valilikte beni sevmeyen az sayıdaki kişilerin de desteği ile oradan ayrıldım.

Bu karşılaştığım mucizeler olmasa beklide oradan ayrımama izin dahi verilmezdi. Başarılı bir personeldim.
 
Geçenlerde saydım benim orada tek başıma yaptığım işleri bu gün on kişiden fazla kişi yapıyor.
 

Valilikten ayrılıp geçtiğim kurumun Çankırı Merkez de bakımevi var. Aklımdan “Milletvekillerini tanıyorum. Siyasileri tanıyorum. Hatta Ankara’da dostlarım var. Kesin oraya verirler beni” diye düşünürken…..

Soluğu Kurşunlu ilçesinde aldım.  Bir çok kişi Çankırı’ya katkı sağladığım için benim merkezde çalışmam için girişimlerde bulundu.  Sonradan tanıştığım dönemin valisi dahi  girişimlerde bulundu.

 
Ancak Merkeze  gelmem  mümkün olmadı.  Bir çok yetkilinin beni merkeze getiremediğinin gerçek nedenini 4-5 yıl sonra anlaya bildi.

Onların yetkileri Allahın mucizelerini engel olmaya yetmedi.
 

Kurşunlu’da  4-5 yıl çalıştım. Farklı dönemlerde kısa süreli gerek merkezde gerekse farklı yerlerde görev yaptım.

Çalıştığım yılların dördüncü yılın sonunda yada beşinci yılın başlarında orada çalışmak üzere bazı arkadalar işe alındı..
 
Üniversitelerin başladığı dönemler olsa gerek işe yeni girenlerden bir tanesi bana gelerek Çankırılı birkaç zenginin telefonunu istedi.
 
Teyzesinin kızı için burs arıyordu. Burs dönemi geçmiş olmalı ki aradığı telefonlardan beklediğini alamı.
 
Bana” Abi senin çevren fazla bana tanıdıklarından burs alabilir misin” dedi.
Benim kızımda üniversite de okuyordu. Tanıdığım kişilerle bu tür diyaloglara giremiyordum. Dostlarım ile dostluğumuzun maddiyatla alakalı olduğunu düşünmelerini istemiyordum. Onlardan kendi kızıma dahi burs istemedim.
 
O arkadaşımıza da yardımcı olmayı çok istiyordum. Onun annesi ve burs bulacağımız kızımızın da annesi bizim köylüydü.
 
Kendi kızımda üniversite okuduğundan ben yardımcı oluyum diyememiyordum.
Düşündüm şükürler olsun durumum iyiydi.
 
O arkadaşımıza bazı aylar ben 50 tl vereyim. En azında burs buluna kadar dedim.
Birkaç ay bu şekilde devam etti.
 
Nasıl oldu bilmiyorum. Asılı bakraçtaki paralar bu ailenin parsı olduğunu fark ettim..  Tabii ki insan olanlara bunu söyleyemiyor.

 
Bu  gelişen olayların benle alakalı olduğunu düşününce miktarı iki katı vermeye başladım. Bu  şekilde birkaç  ay devam etti.  Daha sonrasında o arkadaş da bende bir talepte bulunmadı.
 
 
İnsan düşünmeden edemiyor. Yüce Allah’ım bu kızımız için gerekli olan parayı 40 yıl önce bana aldırıyor. 40 yıl sonra geri vermeme vesile olacak olaylar zinciri yaşatıyor.
 

Sonrası mı kimsenin yapamadığı tayin bir kelime ile oldu.  Birkaç ay önce atanan şefimize “ sizde uygun görürseniz Çankırı Merkez”de çalışmak isterim ”dedim.
Üç gün sonra Çankırı Merkezde göreve başladı.

Benimle alakalı tüm teleplere duyarsız kalan Bölge Müdürü nemi oldu.
Bir vesile ile Bölge Müdürülüğünden alınarak merkeze gönderildi

Bu yaşadığım olay başıma gelen ilk olay değil. Buna benze birkaç olay yaşadım. Fırsat buldukça yazılarımda sizinle paylaşmayı düşünüyorum. Tabi ki nasip olursa
 

Bu haber 25488 defa okunmuştur.

Köşe Yazarları
kose Suskunlar Meclisi31-10-2017