0

Tahsin Ötgüç

14-06-2016 19:58

Tahsin Ötgüç

Ramazan ayının gelişinden sevinç duyan Müslümanlar, oruç tutmaya mani bir halleri olmadığı sürece bu aya has olan oruçlarını huzur içinde tutarlar. Hasta veya seferi durumda olanlar, bu hallerinden dolayı oruç tutamadıkları zaman günah işlemiş olmazlar. Seferilik ve hastalıktan kurtulduklarında oruçlarını gün sayısınca kaza ederler.
            
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır.” Ramazan ayı sayılı günlerden ibarettir İçinizden kim hasta olur veya seferde bulunursa tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde orucunu tutar. Oruç tutmaya  gücü olmayanlar bir düşkünü doyuracak kadar fidye verirler.. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir Oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.”Bakar suresi / 184.    
         
Bu ayette oruç tutmaya gücü yetmeyen (şeyhi fani ) lerin her gün için bir fakir doyumu fidye vermeleri gerektiği beyan edilmektedir. Bunun yanı sıra oruç tutmaya mani bir hastalığa
yakalanmış bir kimsenin bu hastalıktan kurtulma ümidinin olmadığı bir tabib tarafından tespit edildiğinde, her gün için bir fidye vermesi gerekir.   
        
Oruç tutmamayı mubah kılan özürleri şöyle sıralayabiliriz. Seferilik: 90 km uzaklıkta bulunan bir yere giden kişi seferidir. Oruç tutmaması mubahtır. Daha sonra kaza eder. Tutarsa fazilettir. Hastalık: oruç tutmaya mani bir hastalığı olan kişi, sürekli ilaç kullanmak zorunda ise ilaç kullanmadığa zaman hastalığın artmasından endişe ediyorsa bu haliyle oruç tutmaması
mubahtır. İyileştiği zaman tutamadığı günler sayısınca kaza edecektir. Düşman ile cihat: Ramazan ayında düşman birlikleriyle savaşmak zorunda kalan askerler de aynı durumdadır. Bunlar da daha sonra kaza ederler. İkrah (zorlama), zorlama, cana kıyma veya bir uzvu ziyana sebep olacak şekilde yapılan bir cebir ve ikrahtan dolayı oruç tutmamaya bilir. Daha sora kaza eder. 
          
Şiddetli açlık; oruçlu bir kimse açlık veya susuzluktan dolayı sağlığının bozulacağından korkar ise bilahare tutmak üzere orucunu açabilir. Hamilelik ve sütanneliği: Ramazan ayında hamile olan ya da sütannesi olan kişi kendisi veya çocuğu hakkında bir zarar
görmesinden korkarsa orucunu açabilir. Daha sonra tutamadığı günleri kaza eder. İhtiyarlık; Oruç tutmaya takati olmayanlar (şeyhi fani) oruç tutmayabilirler. Bunlar her gün için bir fidye verirler. Bunu Ramazan ayından önce verebilecekleri gibi, bu ayın içinde de verebilirler.  Hayız ve nifas: Ramazan ayında adet gören veya doğum yapan hanımların oruçları bozulmuş olur. Hayız ve lohusa günleri devam ettiği müddetçe oruç tutamazlar, namaz kılamazlar, Kur’an okuyamazlar. Bu hallerden kurtulunca oruçlarını gününe gün kaza ederler. Kılamadıkları namazları kaza etmezler. 
          
Mübarek Ramazan ayında gerçekten oruç tutmaya mani bir halimiz yok ise içinde bulunduğumuz ayın orucunu en güzel şekilde tutmalıyız Yukarıda saydıklarımızın dışında keyfi olarak oruç tutmamak, günahtır ve tövbe-i istiğfar gerekir. Allah’ın oruç tutunuz emrine muhalefettir. Bizler Allah’ın emirlerini her zaman yerine getiren mü’minleriz. Başlangıcı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluş olan bu ayın hakkını verelim inşallah. Oruçlu ağızlarımızla Kur’an okuyarak, namazla, tesbihat ve dualarla zamanımızı değerlendirelim. Böylece Ramazan ayı bizden memnun, bizler de Ramazan ayından memnun ayrılalım inşallah. Allah orucumuzla beraber ifa ettiğimiz tüm ibadetlerimizi kabul eylesin. Amin.
   
 

Bu haber 12793 defa okunmuştur.

Köşe Yazarları
kose Türk Olmak;03-05-2018